Akıl ve Şans’ın Hikayesi

Herkese merhabalar. Dinlediğim güzel hikayelere, fıkralara ara ara sitede yer veriyorum bugün size yine bunlardan biri olan Akıl ve Şans’ın Hikaye sini anlatmak istiyorum.  Umarım hoşunuza gider. Daha önce benzerini duymuş olma ihtimalinize karşın her ne sürç-i lisan eder isek şimdiden affola.

Akıl ve Şans’ın Hikayesi

Padişahların yaşadığı zamanın birinde Dursun adında biri yaşarmış. Bu Dursun hem çok akıllı hemde çok şanslıymış. Hikaye bu ya günlerden bir gün aklıyla şansı tartışmaya başlamış.

Şans, Akıl’a;

-Ben olmasam sen hiçbir işe yaramazsın. Demiş.

Bunun üzerine Akıl da Şans’a;

-Asıl ben olmazsam sen hiçbir işe yaramazsın. Demiş.

Derken bu tartışma büyümüş, büyümüş en sonunda Akıl;

-İyi o zaman ben gidiyorum görelim bakalım ben olmadan sen ne işe yarıyosun. Deyip bizim Dursun’nu terk etmiş. Bu sırada Dursun tarlada çalışmaktaymış. Çapa yaparken Şans devreye girmiş ve kocaman parlak mı parlak bir taşa denk gelmiş. Dursun;

-Hay aksi şeytan! Tarlanın ortasında tamda çapa yaptığım yerde buda neyin nesi! Diye söylenerek biraz da hayıflanarak -Ulan şu taşı şuradan çıkarayım da rahat rahat çalışayım! Demiş. Güç bela taşı çıkardıktan sonra tabi akıl olmadığı için taşın değerini bilmiyor kendi kendine. -Bu taşta benim kümesin ağzına iyi kapı olur dur şunu kümesin ağzına götüreyim! Demiş, başlamış kümesin yanına yuvarlamaya. Taşı kümesin ağzına koyduktan sonra yorgunluktan dinlenmek için evine girmiş yatmış.

Ertesi gün Dursun’un evinin bulunduğu yerden padişahın kervanı geçmekteymiş. Şans yine devreye girmiş ve Kervancı başı Dursun’un tarladan bulup kümesin ağzına koyduğu taşı görmesini sağlamış ve kervancı başı;

-Vay be bu ne güzel, ne kadar parlak bir taş daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim. Değerli olduğu her halinden belli. Bu kadar değerli bir taşı bu adam kümesinin ağzına kapı olsun diye koyuyorsa, bu adam çok zengin, çok saygın biri olmalı! demiş ve Dursun’un kapısını çalmış.

Bizim Dursun kervancı başını ve askerleri içeri almış misafirlerdir diye soğuk ayran ikram edip güzelce karnlarını doyurduktan sonra muhabbete başlamışlar.

Dursun;

-Ey yolcular nereden gelip nereye gidersiniz, kimsiniz, kimlerdensiniz? 

Kervancı başı ve askerler;

-Biz padişahın hizmetçileriyiz filan şehirden filan şehre padişahın kervanını taşıyoruz. Buradan geçmekteydik ve senin şu kümesin kapısına koyduğun taşı gördük. Daha önce böyle bir taş görmediğimizden bu taş nedir diye merak ettiğimiz için sormak istedik. Bu sebeple kapını çaldık. Demiş.

Dursun;

-Ha o taş mı! O kadar hoşunuza gittiyse alın size hediyem olsun! demiş.

Kervancı başı ve askerler şaşkın bir şekilde birbirlerine bakıp;

-Bu kadar değerli bir hediyeyi biz kabul edemeyiz karşılığını ödeyemeyiz buna ancak padişahımız layıktır! Deyince.

Dursun;

-O zaman alın padişahımıza götürün. Benim sultanımıza hediyem olsun! Demiş.

Daha sonra kervancı başı ve askerler taşı almışlar ve develere yükleyip padişaha getirmişler. Padişah daha önce bu kadar değerli bir taş görmediğini söyleyip; -Bu taşı bana hediye eden cömert kişiden ben daha cömertim hazineden kırk deve yükü altın hediye ettim tiz ulaştırılsın! Diye ferman vermiş. Padişahın fermanını yerine getirmek için Kervancı başı ve askerler hazineden kırk deve yükü altını yükleyip Dursun’un yanına gelmişler ve bizim aklı olmayan şanslı Dursun’a;

Padişahımız sana gönderdiğin hediyeye karşılık kırk deve yükü altın gönderdi! Demişler.

Dursun;

-Ben bu kadar altını nereye koyarım! Bir taşın kalabalığı ortadan kalksın diye size verdim sizse bana kırk deve yükü kalabalığında altın getirdiniz. Varın geri götürün bu altınları ben istemiyorum! deyip askerleri ve kervancı başını geri göndermiş. Kervancı başı altınları geri getirip durumu padişaha anlattıktan sonra şans tekrar devreye girmiş ve:

Padişah;

-Ben bu kadar değerli bir hediyenin altında kalamam, belli ki bu kişi para da pulda, malda mülkte, şanda şöhrette gözü olmayan birisidir. Böylesine değerli bir zaatın sarayımda benim yanımda olmasını isterim. Kendisini vezirim olarak atadım ve tüm hazinelerden daha değerli olan kızımla evlenmesini istemekteyim. Tiz haber ulaştırılsın! diye ferman vermiş.

Padişahın emri bizim akılsız Dursun’a anlatılmış, Dursun fermana karşı gelemeyeceği için mecburen saraya taşınmış ve düğün hazırlıkları başlamış. Bizim akılsız Dursun şansın yardımıyla artık hem padişahın damadı hemde veziri olmuş. Aradan kırk gün geçmiş. Padişah, kızını yanına çağırmış.

Padişah;

-Ey kızım, nasılsın kocanla aran nasıl mutlu musun? Diye sormuş.

Padişahın Kızı;

-Pek mutlu değilim hünkarım.

Padişah;

-Ne oldu anlat bana, neden mutlu değilsin kızım?

Padişahın Kızı;

-Evlendiğimiz günden beri kocam hiç benimle birlikte yatmadı. Hep ayrı yataklarda yattık. Deyince bu duruma çok sinirlenen padişah;

-Benim kızımı beğenmeyen ve üzen o hadsizi bir daha gözüm görmesin tiz idam edilsin! Diye ferman vermiş.

Padişahın fermanı üzerine derhal idam sehpası kurulmuş bizim akılsız Dursun’un boynuna ilmek geçirilmiş ve tam idam edilmek üzereyken Şans bakmış ki Dursun ölecek! Ne yapacağını bilememiş ve hemen akılı bulup yalvarmaya başlamış;

Şans;

-Ey akıl gel şu sahibimizin kafasına gir! Şuan ölmek üzere ben senin daha üstün olduğunu anladım sen olmadan ben bir hiçmişim lakin şimdi gurur yapıp gelmezsen ikimizde yok olacağız. Diye söylemiş.

Akıl;

-Peki o zaman madem hatanı anladın geliyorum. Demiş ve Dursun’un kafasına girivermiş. Bu sırada cellat Dursun’a son arzusunu sormuş;

Akıl hemen devreye girmiş ve;

-Durun! Padişahım bi maruzatım var beni bir dinleyin. Demiş ve anlatmaya başlamış.

-Bizim yörenin bir adeti vardır. Yeni evlenen çiftler kırk gün bir araya gelmezler. kırkıncı gün ise eşlerden hangisi önce eşine yanaşırsa doğacak çocuk ona benzer. Ben bu güne kadar o yüzden bekledim bu gün kırkıncı gündür padişahım. Demiş ve ölmekten son anda kurtulmuş mutlu mesut yaşamışlar.

Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi Akıl ve Şans’ın Hikayesi

İşte böyle insanın akıl başında olmazsa işin sonu yağlı ilmek umarım beğenmişsinizdir. Sitedeki diğer hikayelerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle esen kalın.

Aşağıdaki başlıkları senin için buldum belki ilgini çeker !

Yorum yaparak düşüncelerini bildirmek ister misin ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir